
Çocuklar her devirde camide problem yaşadı mı bilmiyorum. Ama günümüzde yaşadığı kesin. Herkesi bir araya getiren, toplayan, cem eden camilerimiz, nedense bazı kesimlere, özellikle çocuklarımıza kapatılmak istenmekte.
Bunu yapanlar birkaç gurup.
Bunlardan birincisi; çocukların camiye gelmesini aslında isteyen ama yapılan gürültü ve koşturmacadan dolayı huzurları kaçan, huşularına (?) zarar gelenler. Bunlar istiyor ki çocuklar camiye gelsin ama bir robot gibi otursunlar. Bir makine misali yatıp kalksınlar ve usulca çekip gitsinler.
İkinci gurup; camide çocuğun işinin olmayacağını düşünenler.
Çocuk dediğin evde olur, parkta gezer, okula gider. Cami onlara, yaşına göre değil. Daha erkendir. Sonra ne anlarlar ki?... Öyleyse zamanlarını beklesinler, yaşları büyüsün, delikanlı olsunlar, odan sonra gelsinler. Tabi o zaman da bulabilirsen.
Üçüncü gurup ise; imkânını bulsa, her gelen çocuğa bir harçlık veya şeker verecek. Onları görmekten öylesine mutlu ve bahtiyar ki, her çocuğu tutup kucağına almak, sıkmak, sevmek ister. Fırsatını bulsa onları sever, başlarını okşar, ailesini tanıyorsa selam gönderir, yanındaysa tebrik eder. Ve gücü yetmişse zaten çocuğunu veya torununu da getirmiştir.
Tahmin edileceği gibi birinci ve ikinci gurup cemaatin anlayışı sorunlu. Üçüncü gurup ise çok az olduğu için sıkıntılı.
***
Diyanet İşleri Başkanlığının çocukları camiye davet etmesi güzel bir faaliyet.
Bu işe Diyanet’in öncülük yapması, üçüncü gurubun elini ve dilini güçlendirdi. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Ancak bu kampanyanın unutulmaması, dönemlik olmaması, hocalarımızı da işin içine katarak devam etmesi gerekmektedir.
Hocalarımız; çocukları camiye getirmenin yollarını bulmalı, onlara bazı hediyeler vererek sevindirmeli, problem çıkaran cemaat üyelerini ikaz edip yola getirmelidir.
Cemaat; bu konuda Allah’tan korkmalıdır.
Kendisinin vesile olduğu gönül kırıklığının, bir ömür boyu devam edebileceğini, hatta çocukların dinden uzaklaşmasına yol açabileceğini unutmamalıdır. Bu iddia hayali ve uydurma değil, nice yaşanmışları olan bir tespittir.
Hiç kimse Allah adına, ibadetteki huşu adına, caminin maneviyatı adına gönül ve kalp kırıcılık, din yıkıcılık yapmasın.
Anne babalar; çocuklarını camiden uzak tutmasın. Kendilerini de. Camiden uzak yetişen bir çocuk, şekillenmekte olan ruh dünyasının temelini çürük atmış demektir. Bunun vebalini anne babalar yüklenmesin. Haftanın birkaç gününü camide birlikte gitmeye ayırsın. Ve elbette orada nasıl davranılası gerektiğini de öğretsin. Ve bıkmadan, üşenmeden, kopmaz bir bağ kursun çocuk ile cami arasında.
Çocuklar!
Siz de işimizi zorlaştırmayın.
Evet, çocuksunuz, çocukluk yapacaksınız ama bazı sivri dillilere fırsat vermeyin. Bahçede, avluda bağırıp, koşturabilirsiniz. Cami içinde biraz büyük adam gibi durun. Sanki Peygamber Efendimiz’in arkasında namaz kılıyormuş gibi hissedin, öyle davranın.
Sözün özü: Çocukları olmayan camiler mahzundur.
Yetimdir, öksüzdür, köksüzdür.
Kuşaklar arasında camiye düşen pay, yaşlılar olursa, o toplumdan gelecek adına bir şey beklenemez. Oysa biz, geleceği kuvvetli olan, olmak zorunda olan İslam Milletiyiz.
Öyleyse haydi çocuklar camiye…
Amcalar sizi bekliyor…
Mehmet Nezir
mehmetnezirg@hotmail.com